![]() |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
NEŞE TEKİN
LİRİK KADINLAR Mart ayı çocukluğumuzda baharın başlangıcını simgelerdi .Yeşil ve beyaz, bu ayla bütünleşmiştir usumda.Bunun nedeni ilk okul yıllarındaki mevsim şeridi olsa gerek.Oturduğumuz arka sıralardan birazda hayaller ülkesine dalarak baktığımız, bu renk armonisi ,her ayı kendine göre boyamıştı.Marta yeşil ve beyaz bahar çiçekleri düşmüştü.Birde derelerin şırıltısı. Biraz büyüyüp de hayatın mevsim şeridindeki kadar renkli olmadığını , siyah ve grilerin varlığını gördüğümüzde ,sembollerimizde değişti.Artık mart ayı dünya üzerindeki kadın sorunlarını çağrıştırıyor.Homojen bir dağılım göstermeyen, ancak az yada çok kadının bulunduğu her ortamda var olan sorunlar ,bazı yaşama alanlarında çözülemeyen düğümler durumunda.Burada en büyük etkenler ekonomik yetersizlik çıkar çatışmaları, töreler, günümüz koşullarına uydurulamamış dini kurallar..Ancak çalışma ve aile yaşamında kadına yönelik sorunların pek çoğu, karşı tarafın( ki bu taraf çoğunlukla erkektir ) çıkar kollama ve küçük görme eylemidir. Onlara göre kadın “eksik etektir” “Saçı uzun aklı kısa”, “sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etmeyeceğiniz” bir canlı…. Kadının erkekle eşit haklara sahip olma yolunda verdiği savaşın, temsili başlangıç tarihi 8Mart 1857 dır. Amerika’nın Newyork kentinde tekstil alanında çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini , uzun çalışma saatlerini ve çalışma koşullarını protesto etmek için grevler başlattıkları tarihtir bu tarih .Bu olaydan 52 yıl sonra Danimarka’nın Kophenhay şehrinde düzenlenen Sosyalist Enternasyonel Toplantısında bu gün ,bütün dünyadaki kadınların haklarının kazanılması ve kadınların birlikteliği mücadelesinin günü olarak kutlanması kararlaştırıldı.Buradaki “kadınların birlikteliği” deyimi önemlidir .Yapılacak olan mücadele insan mücadelesi olsa da sonuçta bir taraf mücadelesidir.Taraf olan insanlar hayatın akışı içinde de birbirlerine omuz vermeli kendi yalıtılmış ortamlarının dışındaki dünya ile de birlikte ilgilenebilmelidirler. Eğitim sorunu yaşayan kızlarla (onların ekonomik ,sosyal kazanımlarını sağlayarak) ,güvencesi olmayan ev hanımlarıyla ,hasta ve yaşlı kadınlarla, tarım işçileriyle ,sürüp giden anlamsız savaşlarla, bu savaşların yarattığı insani ve kültürel yıkımlarla ve de doğanın yok oluşuyla, birlikte ilgilenebilmelidirler. Kadın sorunlarının aşılması dünya üzerindeki insan sorunlarının büyük ölçüde aşılması demektir ..Bu da omuz mücadelesiyle olacaktır. .Ancak doğanın getirdiği ilkel duygular zaman zaman ön plana geçip idealizmden uzaklaşılıyor. Bireysel ,çıkar odaklı davranışlar geliştiriliyor kadınlar arasında… Bu da verilecek ,toplumsal mücadeleye, ket vurduğu gibi yanlış alanlara kaymasına da neden oluyor .Oysa evrensel boyutta ,doğmalardan uzaklaşıp bilimin doğrularıyla yürüyebilsek hedeflerimizi de sonuçlarımızı da .doğru belirleyeceğiz .Günümüzde en büyük kadın sorunu durumuna getirilen, başörtüsü mücadelesinin anlamsızlığı anlaşılacak bu çizgide..Bu durum bence çözüm bekleyen bir ironi, bir algı yanılmasıdır….Hele dünyanın pek çok yönden sınıra gelip dayandığı ,yalnızca kadın değil insan mücadelesi vermemiz gereken, hatta taş ,toprak ,bitki savaşı vermemiz gereken bu günlerde … Bu olayın bir nedeninin de .yine kadına verilmeyen değerin olduğunu düşünüyorum…Din, toplumların sorgulamadan kabul ettiği kuralları barındırır..Bunların uyulması kolay kabulü getirir.Kadınlarımızın da kabul görmeye ,takdir edilmeye ihtiyaçları var. Maalesef yetersiz koşullar onların kendilerini geliştirip yeterli eğitimi alarak tasvip görmelerine neden olmuyor .Ayrıca toplumun değer yargıları bilinçli olarak geliştirilip aydınlatılmıyor.Dolayısıyla kadınlarımız yanlışlarda takdir arıyorlar.Bu aynı zamanda bir ülkenin aydınlanma mücadelesine konmakta olan taşdır Söz konusu olan bizim ülkemiz olduğunda söylenecek çok söz var... Omuz omuza verilen kurtuluş savaşından sonra Atatürk’ün ve insanlarımızın emeği ile yarattığı, çağdaş ,medeni, laik ,eğitim birliği bilimin doğrularıyla oluşmuş ,bir güzel ülke. Emperyalizmin elleri , ülkeden canlar verilerek çektirildikten sonra ,eğitim seferberliğine yediden yetmişe her kişi coşkuyla katılmış o yıllarda . Kadınlarımız örtülerin altında saklanmayı değil, bir birey olarak var olmayı, kendi güçlerini de çağdaş görünümleriyle sonuna kadar kullanıp ülkeyi daha da ileriye taşımayı hedeflemişler imkansızlıkların içinde….. Ülkemizdeki kadınların kazanımlarında, Ata’nın yeri çok fazladır. .Günümüzden neredeyse yüz yıl önce, ikinci sınıf olmaktan kurtarmış hak ettiği yere oturtmuştur. Ancak bu kazanımlar mücadele vermeden elde edildiği gibi ,gerekliliklerinin farkındalığı bilinci de ( alınamamış eğitimden ötürü ),hala gelişememiştir...Oysa pek çok ülkeden önce elde edilen seçme ve seçilme hakkıyla ,medeni yasayla, laik bilimsel eğitimdeki yeriyle,.memleketimiz kadınları, toplumlarını nerelere taşımazlardı ki..,Eğer böyle olsaydı, bugün gündemimiz, sanatın , bilimin ve insani değerlerin daha da öteye taşınması olurdu. Kadın özünde taşıdığı savaşçı , yaratıcı ,oluşturucu kişiliğini, duyarlılığı ile buluşturur .Sanırım bu da mevsim şeridindeki bahar renklerini görmemizi ,akan derelerin sesini duymamızı sağlıyor… Böylece dünyayı yaşanası kılmak için doğayla bütünleşiyoruz. Elbette insan olgusunu aslında kadın ,erkek diye ayırmak doğru değil. Sorunlardan yola çıkıldığı için vurguların çoğu kadından yana oldu.Oysa yaşanılacak bir dünya düşü kadın ve erkeğin omuzları üzerinde yükselecektir.… Çevre,tarih ,insan mücadelesinin şiirsel dilini birlikte yakalamak dileği ile ..…
KÜL KEDİSİ …… Denize doğru inen bir sokaktır ülkem düz değildir taşları. Ayakkabılarını bağlamadan peşinden koşarken bir martının ipe takılıp düşer. Özgürlüğün eve avluya sığmaz çocukları…
Sunay Akın
|
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||