Tasarlamak, bir düşünceyi, bir hareketi gerçekleştirmek
için zihinde hazırlık yapmak demektir. Tasarlamak, bir şeyin
biçimini zihinde canlandırmak olarak tanımlanır. Tasarım
denince akla, tasarımlama işi ya da tasarımlanan şekil
gelir. Tasarım, istenilen amaca cevap veren bir düşünceyi
ifade eder.
Farklı tanımlarla tasarım;
- Bir tasarlama eylemi sonucunda beliren ve asıl yapıtın
gerçekleştirilmesi sırasında yönlendirici olan proje, çizim,
maket v.s. ürünlerin tümüdür (8).
-Tasarım önceden var olmayan yeni ve yaralı şeyler meydana
getirmeyi içeren yaratıcı bir etkinliktir (3).
Tasarı ise, tasarlanan düşünce biçiminin ilk kaleme alınmış
şeklidir. Zihinde tasavvur halinde olan ve tam kesinliğini
alamamış durumda bulunan bir tasarımın anlaşılabilmesi için,
onun söz, çizgi, şekil v.b. öğelerle kağıt üzerinde ilk
konumuna bürünmesi tasarıdır. Yani kağıt üzerinde ilk ortaya
konan yazılı metin ya da biçim. İlk ortaya konan tasarının
bir araya getirilip mükemmelleştirilmiş son şekline de
'TASAR' adı verilir.
'Herhangi bir tasarım tasarı haline gelip, daha sonra
geliştirilse bile ortaya çıkan son şekle her zaman TASAR
demek doğru değildir. Bir çalışmaya tasar diyebilmek için
bir amaca hizmet etmesi, fikir ürünü olması ve içinde
yaratıcılık bulunması gerekir'. Bu nedenle, bir tasarımcının
ortaya koyduğu tasarımın TASAR olarak kabul edilebilmesi
için, çalışmanın belirli bir amaca hizmet etmesi, bilinçli
bir düşünce sonucu ortaya çıkarak işlevsel olması,
alışılmışın ötesinde ve daha önce hiç yapılmamış ya da
benzerlerinden çok farklı bir görsellik taşıyarak kendine
has bir özelliği olmalıdır. Çalışma ya da ürün yaratı
içermelidir.
Sanat yapıtlarında estetik nitelik ve buna bağlı olarak
özgün olma koşulu ön planda olmasına rağmen,' Tekstil 'gibi
kullanım amaçlı olan ürünlerin tasarımında işlevsel olma
zorunluluğu eş değer bir öneme sahiptir. Kullanım amacıyla
seri olarak üretilmedikçe, söz konusu yapıt, malzemesi
tekstil olan, estetik değerlerle bezeli özgün bir sanat
objesinden başka bir şey olmayacaktır.
Kullanıma yönelik ürünlerde işlevsellik büyük öneme
sahip olmakla birlikte, tıpkı sanat yapıtlarında olduğu gibi
yaratıcılık da aynı öneme sahiptir. Gerçekte,
düşündüğümüzde, yaşantımızı içeren her alanın özünü yaratı
oluşturur. Var olduğumuzdan buyana, bizi ilgilendiren her
alanda meraklı oluşumuz yaratıcılığın bir göstergesidir.
Yaratıcılık merak demektir. Kişisel girişim gerektirir. Dışa
açıktır. Katılığı kabul etmez. Bağımsızlık ve özerklik
demektir.
Yaratıcılık tasarımla bağdaştırıldığında, yaratıcılıkta
ürünün değeri başkalarının beğenisinde değil, kendi
özündedir. Yargı kaynağı ürünün kendisidir. Önemli ola
yaratıcı özümü doyuracak bir şey yaratabilmektir.
'Yaratıcılık, yeni ve geçerli fikirlerin yaratılmasıyla
sonuçlanan bir düşünce sürecidir'(5).
Yaratı yapan tasarımcının kendisine sorması gereken sorular
vardır. Bunlar;
-Yaratıcı fikirler ileri sürüp onu somutlaştırabildim mi?
Bir başka değişle 'Yaratıcı özümü doyuracak bir şey
yapabildim mi?'
-Duygumu, düşüncemi, acımı yada sevincimi, ürünün amacını
doğru yansıtabildim mi?
Tasarımcı, başkaları tarafından görülmeyen iç potansiyelleri
gerçekleştirebiliyor, görülmeyeni görüyor ise yaratıyor
demektir. Yaratıcılık, öğeler ve kavramlarla oynayabilme,
hünerle işleyebilme anlamına gelmektedir. Yaratı yapabilen
bir tasarımcı yaratıcı düşünceye sahip demektir. Yaratı,
ortaya konan son ürünle kendini göstermez. 'Tasarlamak' tan
'Tasar' aşamasına kadar geniş bir süreçte yer alır. Bu
nedenledir ki, bir tasarımcı yaratı sürecinde tasarımın her
aşamasını paralel bir düzende yürütmek için açık ve net bir
biçimde düşünebilmelidir. Çünkü yaratı çok yönlülük ve
farkındalık ister. Yaratıcı kişinin çevresinde olup
bitenlere karşı duyarlı, genel algılaması kuvvetli,
detayları görebilen analizci bir göze sahip olması gerekir.
'Yaratıcılık karşılaşma ile ortaya çıkar ve karşılaşma
merkez olarak alınırsa anlaşılabilir'(6). Yaratıda,
tasarımcı ile karşılaştığı obje arasında bir ileti söz
konusudur. Obje yaratıcı kişiyi-tasarımcıyı harekete
geçirir. Kendi yaratıcı iç potansiyelleri sayesinde
karşılaştığı objelerden seçim yapar. Bu seçimi zihninde
şekillendirerek düşünceye dönüştürür. Yaratıcılık içeren,
açmak gerekirse, diğerlerinden farklı olan, hissedilmeyeni
ortaya koyan, farkındalık içinde olabilecekleri önceden
tahmin ederek tasarlanan düşünce gerçekleştirilirken, bir
amaca erişebilmelidir. Bu da işlevsellikle bütünleşir.
İşlev, en basit tanımı ile ortaya konan ürünün bir amaca
hizmet etmesidir. Diğer bir tanımla, referans ettiği şeyin
istenilen sonucudur. Su koymak için içi boş, silindirik bir
kap tasarlarız. Herhangi bir şeyi kesmek için bir ucu keskin
bir metal. Eşyalarımızı saklamak için içi boş raflar olan
bir dolap ya da sandık. Vücudumuzu örtmek için, iplikleri
bir araya getirerek bir tekstil yüzeyi.Bu nedenledir ki,
biçim ve işlev bir bütünlük içinde olmalıdır. Biçim
fonksiyonu izlerse ve fonksiyon istenilen sonuç ise, biçim
amacına ulaşmış demektir.
İşlevini yerine getirmesi esas olan bir üründe işlev,
tasarlama sürecinde özellikle estetik öğeler kazandırmada
sınırlayıcı bir unsur olabilmektedir. Hatta, işlev yaygın
olarak, objelerin görünümünü sınırlayan tüm faktörleri
örtmek için de kullanılmaktadır.
Nesneleri işlev yükleyerek tasarlarken, bir yandan da onları
insanlaştırmayı düşünürüz. Bir bıçağın kestiğini, bir kabın
su taşıdığını, bir kumaşın örttüğünü v.b. Aslında tasarlama
sırasında onlara yüklediğimiz fonksiyon, tüketici olarak
nitelendirdiğimiz alıcıya 'bardağa su konur, bıçak keser,
kumaş örter' i öğretmektir.
Çağımızda iyi bir tasarım kolaylık demektir. İyi bir tasarım
estetik tasarım ve işlevselliğin başarılı birlikteliğinin
yansımasıdır.
Bu kapsamda, yaratıcı kişi, yeni biçimlere, yani yeni
simgelere, yeni formlara yönelebilmelidir. Onlara
diğerlerinden farklı bir anlam yükleyerek, şekil vererek
özdeki fonksiyonu-işlevi yerine getirmesini sağlamalıdır.
Örneğin, yazlık giysilik bir kumaş tasarlarken kumaşın
öncelikle vücudu serin tutması gerektiği, bu nedenle de bu
işlevi yerine getirebilecek tekstil materyallerinden
dokunması esastır. Tasarım sürecinin yaratı aşaması kumaş
tasarlanırken iki farklı boyutta kendini gösterebilir.
Estetik unsurlar göz önüne alınarak, daha önce kimsenin
tasarlamadığı bir kumaş yüzeyi oluşturmak, teknik unsurlar
dikkate alınarak, tekstil materyalini çok farklı bir konuma
getirerek hem serinletici özelliğini arttırmak hem de son
derece hafif ve hava geçirgenliği olan bir kumaş yaratmak.
Günümüzde bir ürün tasarlamada genel yaklaşım kullanıcının
çok yönlü ihtiyaçlarına cevaplar veren standart ürün
tasarlanması şeklindedir. Böyle bir yaklaşım ilk bakışta
yaratıcılığı köstekler gibi görünse de tam tersi yaratıcı
sürece daha fazla sorumluluk yükler. Çünkü, hem standart bir
ürün tasarlanarak seri olarak üretilmeli, hem de kullanıcıya
kişisel seçim olanağı vermelidir.
Tasarımcı böyle bir yaklaşımda her zamankinden daha fazla
dışa dönük, duyarlı ve gözlemci olmalıdır. Yeni biçimlere,
yeni simgelere yönelebilmelidir. Onlara yeni bir anlam
yükleyerek, şekil vererek özdeki işlevini yerine getirmesini
sağlamalıdır.
Bir amaca hizmet eden, işlevselliği olan ürünlerde en iyi
tasarımlar ihtiyaçtan doğar. Yaratıcılık ilk bakışta estetik
görünümle, güzellikle zihinde bağlantı kursa da,
işlevsellikle doğru orantılıdır.
Kullanım amaçlı ürünlere yönelik tasarımda yaratıcılı ve
işlevsellik vazgeçilmez bir ikilidir ve iki konumda ele
alınabilir.
Birincisi;
Öncelikle ürünün bir amaca hizmet edecek işlevselliğini
düşünerek, ürüne estetik görünüm kazandırmayı yani estetik
yaratıcılığı ürünü işlevsel hale getirdikten sonra
irdelemek,
İkincisi;
İşlevselliği ve yaratıcılığı bir bütün olarak düşünüp, hem
ürünün işlevselliğini yaratıcı düşünceyle daha da
geliştirmek, hem de ona estetik bir boyut katmak.
Birinci konumda, ürünün işlevselliği tasarlamanın
başlangıcından itibaren bellidir. Örneğin kışlık bir kumaş
tasarlanacaksa, kumaşın ana işlevi soğuk havalarda sıcak
tutmasıdır. Tasarlama süreci başlangıçtan son ürüne kadar
söz konusu işlevi yerine getirmek amacıyla gelişim gösterir.
Ham madde, iplik seçimi, kumaş sıklığı, örgü türü v.b.
Bu amaçla, sadece ısıtıcı özelliği olan, kaliteli yün
iplikten dokunacak düz renkli bir kumaş tasarlanabileceği
gibi, estetik yaratıcılığı tasarım sürecine katarak, ısıtma
fonksiyonunu yerine getirmekle birlikte, kumaş görsel olarak
da son derece renkli, farklı dokuda tasarlanabilir. Yaratı,
bu tür bir tasarlamada, işlev ve bağlı olarak genel form
başlangıçta belli olduğu için, işlevsel özelliği yok
etmeden, genel forma yeni bir biçim ve estetik öğeler
kazandırmak için tasarımcısının sanatçı kimliğinde harekete
geçecektir.
Benzer örnek bir evlilik yüzüğü için de verilebilir. Yüzük,
sol elin yüzük parmağına geçecek şekilde içi boş bir halka
şeklinde olmalıdır. Daha sonraki aşamada, yüzüğe verilecek
form, kullanılacak materyal, yüzüğün üzerini süsleyecek
öğeler yaratıcı bir süreci gerektirecektir. Bu süreçte amaç,
benzerlerinden farklı olmasıdır. Bu da yukarıda söz edildiği
gibi kişisel yaratının ortaya çıkması demektir.
İkinci durumda yaratıcı düşünce hem işlevsellik hem de
estetik görünüm açısından benzerlerinden çok farklı bir ürün
tasarlamayı hedefler. İşlevsellikte yaratıcılık ön plana
çıktığında en iyi tasarımlar ihtiyaçtan doğar.
Çay koyarken damlatan bir çaydanlık kullanan bir kişi şu
soruyu sorar.'Neden damlatmayan bir çaydanlık yok'?Aynı
şekilde, kışlık bir giysi alan bir tüketici giysinin
ağırlığın şikayetci olup,'neden hem ısıtan hem de daha hafif
olan bir kumaştan dikmiyorlar sanki?' diye düşündüğünde
yaratıcı düşünceyi harekete geçirir. Farkındalığı üst
düzeyde, gözlemi ve araştırmacı yönü kuvvetli olan bir
tasarımcı çaydanlık örneğinde, yaratıcı düşüncesini
öncelikle damlatmayan bir çaydanlık tasarlamaya
yönlendirecek, ikinci aşama olarak estetik yaratısını
harekete geçirecektir. Diğer örnekte de tasarımcı, hem son
derece hafifi ve ısıtıcı-hafiflik yaratı sürecindeki ana
hedeftir- hem de görsel olarak diğerlerine benzemeyen
güzellikte bir kumaş tasarlamayı hedefleyecektir.
Tasarımcı her iki durumda da yaratıcılık ve işlevsellik
bütünlüğünde aynı zamanda, uygun malzeme seçimi, renk ve
doku seçenekleri, son ürünün kullanım yerini, tasarlanan
ürünün kalitesini, hitap edeceği sosyal kesimi, günün moda
eğilimlerini de göz önünde bulundurmalıdır. Özellikle
endüstriyel ürünlerde ürünün fabrikasyon üretim olacağı da
yaratıcı-işlevsel süreçte önemli bir noktadır. Kimi zaman bu
aşama kısıtlayıcı da olabilmektedir. Örneğin, kumaş
tasarımında farklı bükümlü fantezi ipliklerin atkı yönünde
kullanılması tercih edilir. Çözgüde kullanımları
sakıncalıdır. Amacı, işlevi olan herhangi bir ürünü belli
bir firma için tasarlıyorsanız ve diyelim ki sizin
tasarladığınız özellikleri üretim aşamasında firmanın
yetersiz donanım nedeniyle üretmesi olanaksızsa tasarım
amacına ulaşamaz. Ya da siz bu yetersizliği göz önüne alarak
daha kısıtlı koşulda tasarım yapmak durumundasınızdır.
Tasarımda yaratıcılığı ve işlevselliği kısıtlayan en önemli
konu ise ekonomik etkidir. Özde ürünün maliyeti tasarım
sürecindeki en etkin halkadır. Bu etkiyi, işin içinde
sanatsal yaratı da olduğu için ne kadar inkar edersek
edelim, bireysel olarak ekonomik etki bilinçaltımızda daima
vardır ve bizi yönlendirir. Dolaylı ya da dolaysız, tasarım
sürecinde yaratı-işlev bütünlüğünde çoğu kez sınırlayıcı
olabilmektedir. Ekonomik sınırlayıcılık kimi zaman
tasarlanması ve hayata geçirilmesi çok basit gibi görünen
bir ürünü işin içinden çıkılmaz hale getirebilir.
Zihinde tasarlanan düşünce kağıt üzerine başarı ile
geçirilebilse bile, uygulama aşamasında, işlevini tam olarak
yerine getirebilmesi ya da istenilen estetik görünüme
ulaşabilmesi için gerekli malzemelere ulaşmak ekonomik
açıdan çok güç olabilir.
Tasarlama sürecinde ekonomi de dahil tüm aşamalar yerine
getirilip son ürüne ulaşılsa da, bunlar ürünü tek başına
başarılı kılmaz. Tasarlanan ürünün kullanıcıya ulaşması,
eşdeğer rakipleri ile rekabet edebilmesi gerekir. Ürünün
kullanıcıya ulaşması aşamasında kullanıcı tarafından
beğenilip alınması tasarlanan ürünün asıl başarısıdır. Böyle
bir durumda tasarlanan ürünün kullanıcıya en iyi şekilde
sunulması gerekir. Bu da ürünün kimliğinden, ambalajına ve
tanıtımına kadar(özellikle endüstriyel ürünlerde) geçen
süreci içerir ve her aşaması yaratıcı düşünce ürünüdür.
Tasarlanan ürünler aynı zamanda tanıtım ve dikkat çekmek
amaçlı olarak satıldıkları mağazaların vitrinlerinde
tüketicinin beğenisine sunulmaktadır. Tanıtımın ve dikkat
çekerek beğeninin alma isteği uyandıracak kadar en üst
düzeye ulaşması başarılı bir vitrin tasarımı ile olasıdır.
Ve bu tasarım silsilesi insanı ilgilendiren her alanda
aralıksız devam eder. Paralel olarak yaratıcı düşüncede
sürekli iş başındadır.
KAYNAKÇA
1-BEVLİN, Elliott Marjorie, DESIGN THROUGH DISCOVERY, Holt
Rinehart and Winston,1977,Newyork,sayfa 2.
2- GÜNGÖR, İ.Hulusi, Temel Tasar, Çeltük Matbaacılık,
İstanbul,1972 ,sayfa 2.
3-Hasdoğan, Gülay, ' Tasarım Kavramının Hukuktaki Gelişimi
ve Endüstriyel Tasarımların Korunmasına İlişkin Ülkemizdeki
Yasal Düzenlemeye Yansımaları',Tasarımda Evrenselleşme,
2.Ulusal Tasarım Kongresi Bildiri Kitabı, İTÜ Yapı Endüstri
Merkezi,1996, s.23.
4- KAGAN, M.,ESTETİK VE SANAT DERSLERİ, Çeviren: Aziz
Çalışır, İmge Kitabevi,1993,Ankara.
5- KÜÇÜKERMAN, Prof. Önder, Endüstri Tasarımı/Endüstri İçin
Ürün Tasarımında Yaratıcılık, Yapı-Endüstri Merkezi
Yayınları, İstanbul,1996, sayfa 63.
6- MAY, Rollo, YARATMA CESARETİ, Metis Yayınları,
İstanbul,1991 ,sayfa:92.
7- PYE, David, THE NATURE AND AESTHETICS OF DESIGN, The
Herbert Pres, 1978, London.
8-SÖZEN, M., TANYELİ, U.,Sanat Kavram ve Terimleri
Sözlüğü,Remzi Kitabevi, İstanbul, 2003,s.231.
9- YAVUZ(YAVUZER),Halide S., YARATICILIK,Boğaziçi
Üniversitesi,İstanbul,1996.