"EGE SANAT DERGİSİ DOSTU " Üyesi Olmak İçin...>>>>>>>

SERGİLER

TİYATRO

KİTAP

MÜZİK
SİNEMA
 

 PROGRAMLAR

KONAK BELEDİYESİ LÜTÜR MÜDÜRLÜĞÜ

İZMİR DEVLET OPERA VE BALESİ

İZMİR DEVLET  SENFONİ ORKESTRASI

İZMİR TÜRK AMERİKAN DERNEĞİ

FRANSIZ KÜLTÜR MERKEZİ

EBRULİ TUR

ETKİN İNSAN

ALES EĞİTİM DANIŞMANLIK

ATİLLA İLHAN KÜLTÜR MERKEZİ

MAVİ YAŞAM

İZMİR B.B. İZMİR SANAT MÜDÜRLÜĞÜ
EGE ÜNİVERSİTESİ 50.YILKÖŞKÜ

www.SepetTurk.com
"Türkiye'nin
sipariş
portalı"

"EGE SANAT DERGİSİ DOSTU " Üyesi olun ....Her ay  İLETİŞİM KİTABEVİ'nden 5  Üyemize 1 Kitap... 2 Üyemize  1    Müzik Albümü Veriyoruz...

KURUMSAL ÜYELERİMİZ

KONAK BELD.BŞK. MİKO SİESTA CAFE HAN TİYATROSU BTA TİYATROSU ETKİN İNSAN
MAVİ YAŞAM ETİK SANAT EVİ ECOLE MÜZİK MER. EBRULİ TUR SERANT SERAMİK
KÖPRÜ GÜZEL SAN. SİM SANAT GÜZEL SAN. OYUN. RENK SANAT EVİ PERİN SANAT GAL.
FRİDA SANAT EVİ İZMİR SANAT CAFE GALERİ EGE KAHVE BAHANE ATTİLA İLHAN K.M.
SİM SANAT İLETİŞİM KİTABEVİ ALES EĞİTİM DANIŞ    

HÜLYA NUTKU

 

  KÜÇÜK ADAM NE OLDU SANA?

                                                             (ya da bize?)

 

Hans Fallada ( 1893-1947) Küçük Adam Ne Oldu Sana? Romanının yazarı, gelir düzeyi iyi bir ailenin çocuğu, küçük yaşlarda  evlerindeki bir çok eseri okumuş, üst düzeyde bir eğitim almış olmasına karşın yazdığı eserlerde derdi yoksul insanlar, işçiler, kenar mahallelerde yaşayan insanlar…O ilginç uslubu ve anarşist tutumuyla dikkat çekiyor. Berlin’de bir süre patates işçilerinin yanında yaşadığı deneyim ve marjinal yaşamı onu 1932 de yazdığı bu romanla üne kavuşturuyor. Toplumcu gerçekci bir yazar diyebileceğimiz Fallada bu romanıyla nasyonel sosyalistlerin şimşeklerini üzerine çekiyor. Çünkü onlar romanın kendilerine karşı yazılmış olduğu düşüncesini taşıyor.  Bu nedenle de Fallada’nın başı dertten kurtulamıyor. Yazarın yaşam tarzı, hayata karşı olan tutumu, sağlığını hiçe sayan davranışları ise onun yokoluşunu hızlandırıyor. Fallada henüz ellili yaşlardayken hayatını kaybediyor.

Aynı adlı romandan Yılmaz Onay tarafından oyunlaştırılan Küçük Adam Ne Oldu Sana? Oyununu ilk kez Ankara Sanat Tiyatrosu’nda izlemiştim. Sanırım 80li yılların başıydı ve Yılmaz Onay toplumun farkında olmadığı gerçeklerle yüzleşerek, bilincin açığa çıktığı bu romanı evrensel yanları dikkate alarak oyunlaştırmıştı. Hatta o yıllarda oyunun Sanatseverler’de tartışmasını izlemiş ve daha sonradan hocam Emre Kongar’ın değerlendirmesini okumuştum. Yılmaz Onay oyunlaştırdığı bu oyun Almanya’da olup bitenleri daha iyi anlamamızı sağlarken, Pinneberg yoluyla toplumun yalnız bireylerden oluşmasından çok örgütlü birlikteliğin önemi üzerinde duruyordu. Ünlü yönetmen John Burgess’ın “Politika, kiminle çalıştığındır” sözünü anımsadım. Pinneberg, doğacak çocuğunun sorumluluğu, karısının durumu ve ne yaptığı ile yapmak arasında gidip gelen çaresiz bir birey konumundadır.. Oysa oyun bir seçimin oyunudur. Pinneberg’in doğru olanı seçinceye kadar çektiği acının sergilenişidir. O yıllardan anımsadığım Nurseli İdiz’in mezun olduğu yıl, AST sahnesinde tam bir Alman tipolojisi ve gencecik bir oyuncu olarak Emma’daki başarısı ve Timur Selçuk’un etkili besteleri, özellikle de “Ekonomi tıkırında, kriz var, bunalım var!” sözlerinden oluşan şarkının o yıllarda dilimizden düşmediği…

Yıllar sonra Sahne Sanatları Bölümü’nün 2007-2008 sezonunda oyunun son sınıflarla çalışılmak üzere seçilmiş olması Almanya’nın o yıllarda yükselen faşizm tehlikesi ve Hitler’i iktidara götüren sürecin ele alınması bakımından, kravatlı, sermayesiz küçük adamın dar kalıplı sınırlı dünyasını tanımak bakımından da ilginç bir deneyim olacaktı. Yükselen tehlikeyi görmeyen birey, kendi yazgısını da şekillendiremez. Duyarsızlık ise bireyi sonuçta içinden çıkılamaz dar bir sokağa sokacaktır, O ya bir tavan arasında yaşamaya mahkum olur ya da tüm maaşını bir aynalı konsola yatırarak küçük burjuva mutluluğu yaşamaya çalışır…Ama aynı birey birden yarattığı dünyanın kurtuluşdan çok uzak olduğunu farkedebilir. İşte Pinneberg onu saran koşulların yarattığı dar kıskacın içinde boğulurken ,dünyaya gelmekte olan küçük bebeği ile birlikte gözlerini bu dünyaya açar ve safını seçer ve bu onun hikayesinin yüceltilmeden anti-kahraman olarak tamamlanması üzerine kuruludur…

25 Ocak akşamından başlayarak 28 Mart akşamına kadar her cuma Narlıdere GSF “Özdemir Nutku Sahnesi”nde saat 20.00 de oynanacak oyunu Barış Erdenk yönetiyor, Yard.Doç,Dr. Uğur Akıncı dramaturgi ekibinin, Öğr.Gör.Zeki Karcıoğlu ise sahne tasarımı ekibinin sorumluluğunu üstleniyor. Koreografi Yard.Doç.Dr.Sibel Erdenk’e ait, oyunun müziklerini ise son zamanlarda oyunlara yaptığı müziklerle dikkat çeken Engin Bayrak bestelemiş.

Oyunda gerçekci ama farklı mekanları da içermesi nedeniyle sıkça değişen bir mekan kurgusu var. Atmosferi oluşturabilmek için çalışmalar önce “ Dünya hızla kirleniyor bu kirliliği yaratanlar mı var yoksa bizlerin duyarsızlığı mı bu kirlenmeyi hızlandırıyor?” sorusundan yola çıkarak mekan araştırmasına gidilmiş. Sonuç kirlenen dünyayı verebilmenin en doğru yolu olarak olayın çöplük’de geçirilmesine karar verilmiş, Sahnedeki herşey de bu ortama uygun göstergelerden oluşuyor. Örneğin yol, yerleşim birimi, farklı mekanları oluşturan kocaman bir gamalı haç var sahnenin ortasında…Toplumun içinde yükselen değer olarak verilen gamalı haç’ın hakimiyetine karşılık Pinneberg’in boynundaki kravat yerine kullandığı darağacı ilmeğinden oluşan bir halat taşıyor olması başka bir gösterge…Tutmayı düşündükleri ilk evin sahibi bir çöp bidonunda yaşıyor. Eve çıkan yol bir taraftan çıkılan öte yandan inilen bir merdiven, evsahibi bir market arabasında yaşıyor. Sınıfsal farklılıklar kimi giysilerle verilmekle birlikte hiç kimse çöplüğün yarattığı yırtık pırtıklıktan kurtulabilmiş değil. Aynalı konsol sadece bir tahtaya monte edilmiş aynayla kodlanmış. Hayal kurmak ise sahnedeki halatlara bağlı bir araba lastiğinden oluşan salıncakla verilmiş. Kısacası oyunun müzisyenleri bile çöplüğe uygun giysileriyle bu dünyadan nasibini almış.

Müzisyenlerin bir kısmı salona kadar taşmış durumda, kimi danslar sahne aşağısında, hatta bazı sahneler sahnenin hemen önünde oynanıyor, böylece salt küçük adamın öyküsüne tanıklık etmiyoruz, zaman zaman kendimizi öykünün içinde bulunmaktan, (illüzyon anlamında değil) olayın içine karışma durumundan uzak tutamıyoruz.

Finalde de Pinneberg boğazını sıkan (kravatından) ilmekten kurtulup onu bize doğru, izleyenlere doğru atarken kendisini sahneye, sahne gerisine daha doğrusu kavganın içine atıyor. Alttan verilen ışıklar ve sis yaratılan kaosun göstergeleri oluyor.

Orkestrada keman Seda Türkmen, yan flüt Burcu Ongun Altay, piyano Uğur Saatçi, vurmalı Memetcan Diper ve perküsyonda Aykut Beysi yani Sahne Sanatları öğrencileri yeralırken fagot Ezgi Çıkrıkçı ve trompet Ezgi Unat, DEÜ Devlet Konservatuvarı öğrencileri destek veriyor.Konservatuvar öğrencisi iki Ezgi’ye de teşekkürler okullar arası işbirliğinin güzel birer temsilcisi onlar…Engin’in besteleri, orkestranın icrası ile oyuncular hem şarkıları söylüyor hem de dans ediyorlar.

Emma Merve Koçer, Pinneberg Kaan Turgut, en az birkaç rolü oynayan Eser Karabil, Tolga Güleç, Gökay Müftüoğlu, Sevi Demirçivi, Can Şıkyıldız, Ayşegül Sünnetcioğlu, Gözde Kocaoğlu, Faik Üretmen ve çöplük halkını oluşturan ama bir o kadar da danslarla dikkat çeken Dalya Kilimci, Jülide Derya, Sena Karadayı, Seda Türkmen ve Burcu Ongun Altay her cuma birlikte yola çıkıp birlikte ipi göğüsleyerek tiyatronun bir ekip ve disiplin işi olduğunu eğitimleri kapsamında gösterirken aynı zamanda sizleri Pinneberg’in yani küçük adamın dramına tanıklık etmeye bekliyorlar.

Kirlenen bir dünyadan kurtulup, kendinizi tiyatro dünyasında bulacağınız salonumuza dünyanın sizlerin de farkında olmadan nasıl kirlendiğini izlemeye bekliyoruz. Çağımızın önemli yazarlarından Thomas Brasch’ın dediği gibi “ TİYATRO SANATI DÜNYAYI DEĞİŞTİRECEK BIR ARAÇ DEĞİL, BU DÜNYADA HAYATTA KALMAMIZI SAĞLAYAN BIR ARAÇTIR.”

Bu yüzden özelde tiyatro sanatına genelde sanata dört elle sarılmamız gereken bir dünyada yaşadığımızı düşünüyorsak evde oturmak yerine birlikteliğimizi paylaşmanın yolu aynı salonda birlikte soluk almayı becerebilmektir. Sanatsız kalmayın, sadece seyirci olmayın…

 

 

 

 

KÖŞE YAZILARI

BEDRİ KARAYAĞMURLAR
HÜLYA NUTKU
HALİL YOLERİ
BEYHAN ÖZDEMİR
MEHMET ASLAN
NEJLA UYANIK
ŞADAN GÖKOVALI
ALPASLAN BİLEN
ALEV TURANLI ÇAMSARI
NESRİN ÖNLÜ
FÜSUN ÇÖVENOĞLU
SAVAŞ ÜNLÜ
İSMAİL BARIŞ ÖZPAZARCIK
MİNE ERSEL
NEŞE TEKİN
MURAT KARAMANOĞLU
RÜÇHAN GÜREL
MEMDUH ÖZDEMİR
MURAT ŞAHİN
SİZE ÖZEL WEB SİTESİ YAPIYORUZ... ÇOK ÖZEL FİYATLAR İÇİN..>>>>>>>>>>