
BEDRİ KARAYAĞMURLAR karayagmurlar@gmail.com
DEĞİNMELER MAYIS 2008
Katalogun arkasında “Modern Rus
Resim Sanatı” başlıklı , Mr Sergei Buglac imzalı bir küçük tanıtım
yazısı da var. Yukarıdaki sunuş azısında açıklananlar. Serginin panayır
havasındaki düzeni, sanat yapıtı olanla hediyelik eşya olanın
karışımından kaynaklanan düzey sorunu, seçilen sanatçıların ülkelerini
temsildeki sıkıntı göz önüne alındığında, bu serginin, ucuz toplanmış
çalışmaları Prado adıyla pazarlama girişimi olmaktan öteye gidemediği
açıkça görülüyor. Bütün bunlara bir sözümüz yok. İş bilenin kılıç
kuşananın. İsteyen istediğini seçer, istediğini satar bize ne. Ticarete
karışmak ne haddimize. Ama konu sanat ve özellikle resim olduğunda
izninizle düşüncelerimizi açıklamak görevimiz. Çok şey söylemek gerekse
de, yazdıklarımızla yetinip, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin kentte
yapılan plastik sanatlarla ilgili etkinliklere ve sanatçılara
göstermediği ilgiyi bu garip girişime vermesindeki nedeni anlamadığımı
söylemeliyim.
Neyse, vardır bir bildikleri.
3- Kitap Fuarı
13.İzmir Kitap Fuarı Açıldı. İzmir sanat etkinlikleriyle daha bir
soluklanıyor.İzmir dergilerini, galerilerini yaşatamıyor. Sonra bilmem
kim gelip garip sergiler düzenliyor, hem de kentin olanaklarını
kullanarak.El iyidir. Kitapta dergide durum daha farklı mı bilmem ama,
kitap fuarı çok hareketliydi. Üçer beşerli sıralarla giriyordu insanlar
içeriye. Okuyanla okumayan bir olur mu hiç. Okumaktan kastım, roman
öykü, şiir, yani kitap. Okumayı yanlış anlayıp, tek satır okuma
gereksinimi olmayanlarla, okumadan bilenlere ne demeli bilmem.
Abdükadir Günyaz rh + Sanarart dergisinde, İzmir'in bir türlü plastik
sanatlarda hakkettiği yere gelemediğine değiniyor. Bu yer neresidir
bilmem ama bildiğim bir şey var, İzmir kendisinde olana değer vermedikçe
bu olmayacak. Sorun İzmir değil gerçekte. Sorun düşünme biçiminde.
Zihniyette. Sorun okumayı yanlış anlayanlarda, sorun okumayanlarda,
sorun okumadan, oturduğu koltukla bildiklerini sananlarda.
Kitap fuarları, şiir öykü günleri, İzmir'e çok yakışıyor. Ne olduğu
belli olmayan işporta sergiler İzmir' e yakışmıyor.
4- Tire Kaplan 'ın Yeri
Tire'ye gittik, geçen hafta. Tire bir kısmı korunan tarihi dokusuyla
güzel bir Ege kasabası. Tepede Kaplan'ın Yeri'ne çıktık. Ege kültürünün
otlarla varsıl mutfağından değişik lezzetler taddık. Tire İstasyonundaki
eski bir yapıyı galeriye dönüştürmüşler. Umarım nitelikli sergiler
açılır.
5- Kula ve Mihailidis
Evangelinos Misailidis, “Temaşa-i Dünya ve Cefakar-u Cefakeş”* adları
size ne çağrıştırıyor bilmiyorum. Buraya Kırıkkale Üniversitesi'nde 9-10
aralık 2004 tarihlerinde yapılan “Bir metafor olarak 'yol/yolculuk”
konusunun tartışıldığı I. Ulusal sosyal bilimler sempozyumu'nda
sunduğum, “Bir Metafor Olarak Yolculuk” başlıklı bildirimden bir parça
alacağım.
Evangelinos Misailidis'in Yunan
harfleriyle ama Karaman Türkçesi ile yazdığı ilk baskısı 1872 de
yapılmış, “Seyreyle Dünyayı (Temaşa-i Dünya ve Cefakar-u Cefakeş)” adlı
ilk Türkçe romana değinmek yararlı olacak. 19. Yüzyıl Anadolu'su ve
özellikle İç Anadolu insan özellikleri mübadelenin ve göç olayının
trajikliğini belirginleştirir kanısındayım. Bu kitabın yeni harflerle
basıma hazırlanmasında çalışan Dr. Robert Anhegger'in “Giriş” yazından
bir alıntı yapmak istiyorum: “İstanbul'da 1896'da Türkçe harflerle
basılan bir kitapta şunları okuyoruz; Gerçek Rum isek de Rumca bilmez
Türkçe söyleriz./ Ne Türkçe okur yazar ne de Rumca söyleriz. / Öyle bir
mahlut-u hatt-ı tarikatımız vardır. / Hurufumuz Yunanca, Türkçe meram
eyleriz.” Türkçe'den başka dil bilmeyen bu Rumlar kim? Neden Türkçe
konuşurlardı?
Kula eski evleriyle bir tarih hazinesi. Evlerindeki süslemeler, resimler
mutlaka görülmeli ve korunmalı. Gökçeören Köyü'ndeki Eski Cami'nin
resimleri de görülmeli. Kötü bir restorasyonla zarar görseler de
görülmeye değer. Bu gezide beni en çok etkileyen, bir süre Kula'da da
yaşadığını bildiğimiz Misailidis'in ayak izleriyle karşılaşmak oldu. Bir
evin merdivenlerinde kullanılmış, Yunan harfleriyle Türkçe yazılmış
mermer mezar taşındaki yazılar Misalidis'in halkının buradaki kanıtları.
Aynı taşlardan Kula Parkında da var. Bunlar mutlaka özenle korunmalı.
Dil bir kültürün en önemli oluşturucusu ve taşıyıcısıdır. Türkçeden
başka dil bilmeyen bu insanların kültü daha çok araştırılmalı.
Anadolu'nun bir çok yerinde olduğu gibi Kula'da hazine avcılarının ve
yeni Vandalların saldırısına uğramış. Kiliselerin dört duvarı kalmış.
Evler zor ayakta duruyor. Bazı koruma çalışmalarına tanı olmak da güzel.
Yeni bir Safranbolu yaratılabilir Kula'da. Tarih hepimizin tarihi, bu
kültür yağmalanarak gelişmez.
Onarılmış bir Türkiye düşüyle.
6- Kule B
İzmir'de yeni bir sanat grubu oluştu. Grupların varlık gerekçeleri
olduğu sürece yeni oluşumlar gerçekleşecek. Artık manifestolarla yeni
oluşumlar başlatmak zor olsa ada, sanat yapma gerekçemizin düşünsel
dayanaklarını yaratma zorunluluğumuz sürecek. Kavramsal sanat içinde
değişik anlatım olanaklarını projerle gerçekleştirme çalışan gruplar ya
da bir kavram çerçevesinde yan yana gelen sanatçılar düşünüldüğünde,
ortak etkinlikgerçekleştirmek isteğinden kaynaklanan, açıklanmasa da bir
bakışın dile gelişi olarak sanat grupları hep olacak. Ortak müzik
yapmak, bir sahneyi bir derginin sayfalarını paylaşmak gibi.
Buca merkezli yeni oluşum, usta çırak ya da öğretmen öğrenci
birlikteliğinin geleneksel söylemine gönderme yapıyor. Topluluk oluşum
gerekçelerini açılamasalar da, amacın bir tür dayanışma olduğu izlenimi
veriyor. Bu dayanışmada düşünsel önderliği Turan Enginoğlu ve Mete
Sezgin üstlenmiş görünüyor. Grubun çoğu Yüksek Lisansını bitirmiş
bazıları Sanatta Yeterlik ve Doktora aşamasında, Duygu (Tayyuk Oruçoğlu,
Tülin Oktav Doğruer, Serpil Yayman Ataseven, Jülide Ayöz Kırbıyık, Tamer
Ersoy, Ahmet Akgün) genç sanatçılar. İçlerinde Zeynep Uygun en genci ve
yüksek lisansta öğrenci.
Gelecekte neler yapacağını izlememiz gereken ilginç bir oluşum olduğunu
düşünüyorum.
*
Evagelinos Misailidis, Seyreyle Dünyayı, Haz: Robert Anhegger- Vedat
Günyol, Cem Yayınları, İstanbul 1986
29 Nisan 2008 Şirinyer
1- Evden Yetişen Dananın Değeri
Bilinmez
Anadolu' da bir söz vardır bilirsiniz:” Evden yetişen dananın kadri
bilinmez.” Yabancı hep iyidir. Yabancı nasıl iyi olmasın; öncelikle yabancı
olmanın doğası gereği, bilmediği bir yerde, gelir gelmez içini gösteremez
ya. İyi gözükmeye çalışır. Ne yapsın başka? Oysa tanıdık bildik, ne etse,
nasıl uğraşsa, bilirsiniz ne olduğunu. Halk başka sözlerle de açıklar
durumu. “Komşunun tavuğu komşuya kaz görünür.” Elinki bir başkadır hep.
Bilmem kimlerin evi bir başkadır. Öbürünün yazlığı daha güzeldir. İnsandan
nesneye, yaban olan, yabanının olan bir başkadır nedense. Bu hay huy içinde,
yanınızdakini anlamadan ötekine yan gözle hasetlenerek geçer güzelim günler.
En iyisi sizinkidir aslında da, nasılsa eldedir güvendedir, bu nedenle
anlamazsınız değerini. Bu değerlendirme biçimi ne Batılı ne Doğulu ne kentli
ne köylü olmamaktan mı kaynaklanır acaba? Yoksa insanın doğasından mı?
Kaynağı her neyse bu davranışın, içinde çekememezlik, hasetlenme kıskançlık
gibi duyguları barındırdığı apaçık ortada. Bir de bilisizlik.
2- El Prado Hikayesi
Fuar Atlas Pavyonu'nda açılan ilginç bir sergi 11- 20 Nisan arasında oldu
bitti. Kim duydu bilmiyoruz. Elimde bu serginin katalogu var, Kocaman EGEART
2008 yazıyor başlıkta.Altında küçük yazılarla “Uluslararası İzmir Sanat
Günleri” ve “By El Prado Art Studio Collections” “16. Uluslararası Etkinlik”
yazıları okunuyor. Ve en ilginci, bu etkinliğe ev sahipliği yapan kurumun
İzmir Büyük Şehir Belediyesi olduğunu öğreniyoruz, en alttaki alev renkli
yazılardan. Egeart, Ege Üniversitesi'nin düzenlediği uluslararası sanat
etkinliğinin onaylı başlığıdır bilindiği gibi. Üstelik ikincisi geçeli daha
beş ay bile olmadan nasıl oluyor da yeniden (ve herkesten habersiz)
düzenleniyor anlayamadık.
Katologta Sayın Aziz Koçaoğlu'nun bir sunuş yazısı var. Sanat ve sanatçı
konusundaki ilginç düşüncelerini öğrenmekten mutlu olduğumu belirtmeliyim.
“Tüm insanlığın ortak dili olan sanat, İzmir içinde büyük önem taşımaktadır.
İzmir, tarihi ve sanatsal güzellikleri ile sadece Türkiye'nin değil,
Dünya'nın en önemli merkezlerinden biri durumundadır. İzmir Büyükşehir
Belediyesi olarak , sanatın insana kazandırdığı bakış açısının, toplumların
gelişiminde büyük rol oynadığını düşünüyoruz ve bu nedenle sanata ve
sanatçıya çok değer veriyoruz. Bugünlere kadar binlerce sanatçıya ev
sahipliği yapan İzmir Büyükşehir Belediyesi, kendi bakış açısıyla dünyayı ve
gizemli ruhlarını yansıtan tüm sanatçıları ağırlamaya devam edecektir.
Bizlere yepyeni gizli kalmış dünyalarını tanıtan Rusya , Bulgaristan ,
,Kırgızistan, Azerbaycan, ve
,Kırgızistan, Azerbaycan, ve Türkiye modern sanat akademisi
ressamlarını ağırlamaktan büyük onur duyduğumu belirtir, katılımda bulunan
ülkelerin sanat kurumlarına ve Elprado Art Studio'suna katkılarından dolayı
şükranlarımı sunarım.” ( Aziz Kocaoğlu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı)